
Bir tasarıma baktığımda önce rengini ya da biçimini değil, arkasındaki nedeni merak ediyorum. Çünkü bana göre iyi bir tasarım, yalnızca güzel görünen bir yüzeyden ibaret değil. Her çizginin, her boşluğun ve her kararın arkasında bir düşünce, bir problem ve onu çözmeye çalışan bir zihin var. Asıl ilgimi çeken de tam olarak bu süreç oluyor. Görünenin ötesine geçip tasarımcının nasıl düşündüğünü, hangi kısıtlarla karşılaştığını ve kullanıcıya nasıl bir deneyim yaşatmak istediğini anlamaya çalışıyorum.
Sayılar çoğu kişi için yalnızca ölçüm araçlarıdır; benim içinse insanların davranışlarını anlatan sessiz hikâyeler.
Veriyle ilk karşılaştığım günden beri onu sadece analiz edilecek bir tablo olarak görmedim. Her grafik, her desen ve her istatistik bana anlatılmayı bekleyen bir fikir gibi geldi. Tasarım ise o fikrin görünür hâli oldu. Biri neyin olduğunu söylerken, diğeri neden önemli olduğunu hissettiriyor.
Bu yüzden benim için veri ve yaratıcılık birbirinin alternatifi değil. Biri yönü belirliyor, diğeri karakteri. En sevdiğim an, karmaşık görünen bir veriyi herkesin bir bakışta anlayabileceği sade ve güçlü bir tasarıma dönüştürebildiğim an. Çünkü iyi tasarım yalnızca güzel görünmez; doğru bilgiyi doğru hisle buluşturur.
Ürettiğim her projede aynı sorunun peşinden gidiyorum: İnsanların gerçekten ihtiyaç duyduğu şeyi, hem anlamlı hem de estetik bir deneyime nasıl dönüştürebilirim? Cevabı çoğu zaman verinin içinde başlıyor, yaratıcılıkla şekilleniyor ve tasarımla hayat buluyor.